Vücudumdaki Morluk, neden Şiddet gördüğümü anlamama yetmedi?

Yasal sistemler, koruma önlemleri, kadına şiddeti azaltmak için en güçlü araçlar. Bunun yanında, hakları hakkında eğitilmesi gereken aktör, kadın. Şiddet farkındalığı olmaması, kadını aciz bir konuma düşürüyor. Çoğu kadın, temel haklarından, hangi eylemlerin şiddet kategorisine girdiğinden habersiz.

Matematik öğretmeniyim. Kocamla – kocam diyorum çünkü boşanma sürecimiz devam ediyor – onu uzun tanıma şansım olmadan evlendim. Yurtdışında yaşıyordu, ben de Türkiye’deki işimi bıraktım ve İngiltere’ye taşındım. Daha önce hiç şiddet yaşamadım. Kocam yabancı bir firmada pazarlama departmanında, yüksek bir pozisyonda çalışıyordu. 

“Aklımdaki şiddet gören kadın imgesi, bana benzemiyor”

90’larda çocukluğunu geçirmiş bir kadınsanız, en çok Kakılmış ile İtilmiş’ten görüyorsunuz şiddetin ne olduğunu. Aklımdaki şiddet görüntüsü, yaşadığımdan daha farklı. Sanki bir karanlık tuvalette bir kadın dayak yiyor, bir anlık bir kriz yaşanmış. Kadının her yeri mosmor. Böyle canlanmış. Genelde iki taraf da çok eğitimsiz. Dağınık hayatlar.Ya da ben kendimi öyle görmüyorum.

Benim değişmem için, bütün düşünce sistemimi sıfırlamam gerekti. Şiddet gördüğüme inandıktan sonra, aklımdaki düşünceleri teker teker yıkmam gerekti. Eğer ben bunu yaşıyorsam, demek bir yerde hata yaptım, bir şeyi göremedim, bir sinyali okumadım. Bir içgüdüyü dinlemedim. Olanlara anlam vermek için, bütün düşünce sistemimi bozup, sonra tekrar sıfırdan inşa etmem gerekti. Kendim, erkeklerden beklentim, aile kavramına inancım, herşeyi sıfırladım. Gerçekten zor bir süreç, uzun zaman alıyor, travma yaratıyor. Ben çocuğum olmadığı için şanslıyım.

Şiddete katlandığımı düşünmüyordum.  Şiddete layık olduğumu da düşünmüyordum. Ben görevimi yapıyordum. Bana hep kadının aileyi bir arada tutması gerektiği, bu yüzden bir şekilde kocasını oyalaması ve yatıştırması gerektiği öğretilmişti. Aile kavramının önemli olduğuna inanıyorum. İki tarafın da fedakarlıklar yapması gerektiğini düşünüyorum. Şiddet gördüğünde değişmesi gerekiyormuş.

“Duygusal şiddet diye bir kavram olduğunu bilmiyordum”

Aslında uzun süre boyunca duygusal şiddet görüyormuşum. Kocam sürekli bana, yetersiz olduğumu, fazla güldüğümü, fazla kahkaha attığımı söylerdi. Ben de modumu ona uydurmak için, daha hüzünlü bir hava takınırdım. Herşeyde bir terslik çıkarırdı, garsona, arkadaşlarımıza, taksiye, herşeye laf atardı. Etrafımızdaki kişiler de bu gariplikleri farketmeye başlamıştı. Onun sinirlenmesinden korkmaya başladım Bir bakıyorsunuz, zaten uzun süredir şiddet görüyormuşsunuz. 

 

FARKINDALIK NOTU:

Çoğu durumda duygusal şiddet, fiziksel şiddetin habercisi

Duygusal Şiddet, Ekonomik şiddet gibi konular, fiziksel şiddetin yanında ikincil gibi görünebiliyor, ancak durum bundan daha farklı. Duygusal şiddet ve ekonomik şiddet, travma yaratıyor. Güç dengesindeki problemler üzerine kurulu, ve sadece bağırmadan ibaret değil. Bir tarafın, diğer tarafa baskı, tehtid uygulaması, aşağılamasını içeriyor. Kişinin bütün özgüvenini ve hareket kabiliyetini yok etmeye yönelik davranışları içeriyor. 

 

 

Ben, bütün bu yaşadıklarımdan sonra bile, şiddet gördüğümü, temel haklarımın ihlal edildiğinin farkında değildim. Ama yaşadığım ülkedeki polisinin ve hukuk sisteminin hassasiyeti ile özgürleşme yoluna girebildim. Fiziksel şiddet gördüğüm bir gün, polis kapıyı çaldı ve tutanak tuttu. Aynı zamanda, vücudumdaki morluğun fotoğrafını çekmiştim. Dava sürecinde kullanacağımı düşünmüyordum. İçgüdüsel olarak, şiddeti belgelemişim. Bu şekilde şiddet gördüğümü farkedip, eşimden ayrıldım ve boşanma davası açtım. Dava hala sürüyor. 

 

Ne yapmak gerekiyor?

Ekonomik, psikolojik şiddet gibi, şiddetin görünmeyen yüzü ile ilgili kendinizi eğitin.

Arkadaşlarınız, aşağılandıklarını, exildilklerini söylediğinde, onlara psikolojik şiddet görüyor olabileceklerini söyleyin.

Şiddet görüyorsanız, kadın dernekleriyle iletişime geçin.

Haklarınızla ilgili kendinizi bilgilendirin.